Türkçe Düşünen İngilizce Konuşamaz

Türkçe Düşünen İngilizce Konuşamaz

Muhtemelen sen İngilizce adın ne diye sormayı biliyorsundur. Yani “What is your name?”

Bu soruyu sorarken beyninde bir işlem gerçekleşti. Bir cümle kurman gerekiyordu ve bu yabancı dilde bir cümleydi. Ancak beynin muhtemelen Türkçe bölümüne uğramadan doğrudan cümleyi kurdu.  Çünkü çok çabuk cevap verdin. Peki, şimdi bana başka bir cümle söyle. Mesela dün akşam ne yaptığını söyle.

- I had dinner with my family.

Harika. Şimdi bu cümleyi kurarken beyninin ne tür işlemler yaptığını söyleyeyim.

Önce cümleyi Türkçe olarak kurdun. Sonra İngilizceye çevirdin. Yani bir işlem değil, iki işlem oldu.

Şimdi seviye olarak daha ağır bir cümle kur desem, işlem sayısı üçe dörde çıkacak. Çünkü söyleyeceğin kelimelerin doğru olup olmadığını test edeceksin, kullandığın zamanın doğru olup olmadığına bakacaksın, falan. Ancak İngilizce düşünen bir kişide işlem sayısı tek kalır. Yani hiç Türkçeye uğramadan, kelimeleri, yapıları, zamanları falan kontrol etmeden cümleyi söyler. 

Beyin bir işlem yapar, iki işlem yapar falan derken bilinç düzeyindeki faaliyetten bahsediyorum tabi. Anadilini konuşurken de aslında beynin senin haberin olmadan bütün işlemleri yapıyor. Yani hangi zamanı kullanacağını da düşünüyor, hangi kelimeleri ne amaçla kullandığını da süzgeçten geçiriyor. Ancak anadilin olduğu için ve çok fazla kullandığın için sen beyninin bu faaliyetlerinden haberdar olmuyorsun.

Benim adımı sorarken de, “What is your name?” cümlesini çok fazla kullandığı ve duyduğun için beyninin yaptığı işlemlerden haberin olmadı. Yani İngilizce düşünebildin.

Beyinle ağız arasındaki mesafe

Dil mantığı içinde düşündüğümüz zaman, bir cümleyi ne kadar çok duymuş, ne kadar çok söylemişsen, cümlenin beyinden ağza gitmesi de süre olarak o kadar kısalır. Belki işlemler aynı kalır, ama sen fark etmezsin. Yani bilinçaltında gerçekleşir her şey. Öyleyse yabancı dilde düşünebilmek için, çok fazla haşır neşir olmak, cümleleri, kelimeleri binlerce kez duymak, söylemek gerekir. 

İngilizce konuşurken cümle Türkçe hanesine uğramadan doğrudan çıkıyorsa, İngilizce düşünüyorsun demektir. Bu yüzden özellikle ilköğretim kademesinde çocuklara kelimeleri öğretirken Türkçelerini söylememek gerekir. Ancak resimlerle veya gerçek nesnelerle ilişki kurdurularak öğrenme kalıcılığı sağlanabilir.

Yoksa bir öğretmen çocukların defterlerine İngilizce kelimeleri yazdırıp, karşılarına da Türkçelerini yazdırıyorsa, o çocukları unut sen. Hayatta İngilizce falan konuşamazlar. Çünkü İngilizce seviyeleri ne kadar ilerlerse ilerlesin, İngilizce konuşurken hep kendi anadillerini referans alırlar.

Bu da beyindeki işlem sayısını, dolayısıyla cümlenin çıkış hızını yavaşlatır. Ve hep yapay bir konuşma gerçekleşir.

Hâlbuki apple kelimesini öğretirken doğrudan elma resmini veya elmanın kendisini gören bir çocuk, zihninde bu kelime için ayrı bir oda açar. Yani Türkçe odasının içine yabancı bir nesne olarak sokmaz apple kelimesini. Öyle olunca da İngilizce konuşurken cümleyi doğrudan kendi odasından alır ve kullanır. 

Al sana şahane bir örnek!

Şimdi dikkatli ol! Şahane bir örnek vereceğim konuyla ilgili. Türk lirasından beş sıfır atıldı ya? Ertesi gün hemen üç lira, beş lira demeye başladın mı? Soruyorum ama bu imkansız bir durum. Herkeste aynı şey oldu. Peki, şimdi iki milyon mu diyorsun, iki lira mı diyorsun? Muhtemelen alışmışsındır. 

Bak şimdi. Eğer bir şeyi öğrenmek için, nasıl olduğunu duymak yeterli olsaydı, Başbakan açıklama yaptığı günün ertesinde herkes milyonu, milyarı falan bırakması lazımdı. Beş sıfır kağıt üzerinde atıldı. Ama insanların zihinlerinde ve konuşma dilinde atılması biraz uzun sürdü. Çünkü alışmamız için yeteri kadar duymamız ve kullanmamız gerekiyordu. Aynı yabancı dilde olduğu gibi bir süre beklemek ve sürekli maruz kalmak gerekiyordu.

Öyleyse, sen de yabancı dile maruz kalmak için gayret et! Kulaklığında, duvarlarında, kitaplığında, televizyonunda, bilgisayarında, kısacası hayatında İngilizce olsun.

Bak o zaman nasıl İngilizce düşünmeye ve konuşmaya başlıyorsun!

 

Makaleyi Paylaş:
Anlıyorum Ama Konuşamıyorum, e-Beveyn Olmak, Şimdi Gözlerini Açabilirsin kitaplarının yazarı.

Bunları Gördüğüz mü?

Yorumlar