Neden İngilizce Öğrenmek İstiyorsun?

Neden İngilizce Öğrenmek İstiyorsun?

Eğer herhangi bir şeyi öğrenme konusunda başarılı olmak istiyorsan, o şeyi öğrenmek için kuvvetli bir ihtiyaç duyman gerekir.

Şimdiye kadar üzerinde durulan konu yabancı dilin niçin öğrenilmesi gerektiği değil, nasıl öğrenilmesi gerektiği oldu.

Hâlbuki niçin, nasıldan daha önemlidir ve önceliklidir.

Net bir hedefin olmalı

Acıkınca yemek yer, susayınca su içer, uykumuz gelince uyuruz, değil mi? Yani günlük rutinlerimiz bile hep bir ihtiyaçla tetiklenir. Bu yüzden İngilizce öğrenirken de net bir hedefe ihtiyaç duymalı, niçin bu dili öğrenmek istediğini kendi içinde tam olarak bilmelisin.

Mesela sınıf ortamından bir örnek vereyim sana. Düşün ki okuldasın, hoca sınıfa girdi ve birden senin adını söyleyip yanına çağırdı… Kendini nasıl hissederdin? Sınıfın en arkasında oturduğunu ve sıraların arasından geçerek hocaya doğru ilerlediğini hayal et. Bütün gözler üzerinde olur ve hocanın ne söyleyeceğiyle ilgili kafandan bin bir türlü şey geçer. Ve o anda hiçbir şeye konsantre olamazsın.

Peki, hoca sınıfa girdiğinde senin adını söyleyip camı açmanı istese ve sen de camı açmak için aynı yolu yürüsen kendini nasıl hissedersin? Hiç tereddüt etmeden kalkıp pencereye doğru yürürsün elbette.

Bu devirde İngilizce şart be abi!

İşte insan ancak bir eylemi hangi amaçla yaptığını biliyorsa kendisini konforlu hisseder. Aksi halde hep bir tedirginlik ve dikkat dağınıklığı yaşarsın. Eğitim sürecinde bilinmezlik en tehlikeli şeydir. Bilinçaltımızın bize öğrenme sürecinde yardımcı olabilmesi için en önemli şey net bir hedeftir.

Bu devirde İngilizce şart be abi,” gibi klişe cümlelere hedef diyemeyiz. Herkesin kendine göre farklı ihtiyaçları olabilir.

İngilizceyi çok iyi derecede biliyor olsan ne tür avantajlar elde ederdin?

İngilizce bilmek birçok alanda kendini iyi hissetmeni sağlar. Gündemi nereden takip ediyorsun mesela? Acaba yabancı dildeki gazeteler ne yazıyor diye hiç düşündün mü? İngilizce bir gazeteyi okuyor olabilmenin sana getireceği faydaları düşündün mü?

Son yapılan araştırmalara göre internet dilinin yüzde 84’ü İngilizce sayfalardan oluşuyor. Yani sen bu durumda herhangi bir konuda araştırma yaparken çok küçük bir yüzdeye sıkışıp kalıyorsun. Film seyrederken altyazı okuma zahmetinden kurtulmak bile başlı başına bir motivasyon sebebi olabilir. Veya ilgilendiğin bir alanla ilgili yabancı kaynaklara ulaşabilmek ve okuyabilmek… Bunlar senin için düşünürken bile zevk almanı sağlayacak sebepler olmalı. Gelelim iş konusuna. İhracat şirketinde çalışmak güzel bir hedef ancak İngilizce bilen birisinin yapabileceği o kadar çok şey var ki.

Mesela çeviri yapabilirsin. Bir kitabı alıp baştan sona İngilizceye çevirmek çok da zor bir şey değil ve iyi bir kazanç kaynağıdır. Rehberlik yapabilirsin. Çok çalışırsan simültane tercüme yapabilirsin. Sakın bu işleri sadece ilgili okullardan mezun olanların yaptığını zannetme. Farklı sektörlerden gelip de bu işleri yapan insan sayısı o kadar fazla ki.

Şu anda maalesef kabiliyetleri bir karton parçasına bağımlı kılmışlar. Eğer konuştuğun konuyla ilgili bir diploman yoksa insanlar seni dinlemiyor. Saçmalığın daniskası. Ben bir konuda diploma almak için illaki etrafı duvarlarla çevrili ve adına okul denilen bir binaya 4 yıl girip çıkmak zorundayım. Tekelciliğin alası eğitimde yapılıyor ama kimse farkında değil. Hâlbuki ben o okulun gerektirdiği müfredatı evimde öğrenebilir ve istediğim zaman sınava girip diplomamı alabilmeliyim.

Ama yok, izin vermezler. Tapınak gibi gördükleri o binaya dört yıl boyunca girip çıkmanı şart koşarlar. Sen 10 yıl boyunca felsefe oku, bütün kitapları yalayıp yut hiçbir işe yaramaz. Sadece arkadaş sohbetlerinde karizma yaparsın. Felsefeyle ilgili söylediğin şeyler, arka cebinde diploman olmadığı için ciddiye alınmaz. Kâğıda endeksli akademik kariyer yani…

Altyazı mahkumu olmaktan memnun musun?

Yurtdışında okumak, master yapmak veya burs almak için lazım mesela. İngilizce bilen kişi bilgi ve teknolojiye doğrudan erişebilir. Google çeviriye bağımlı bir hayat yaşamaz. Turistik bölgelerde ve yabancı şirketlerde rahatça çalışabilir. Sanat ve edebiyat alanlarında ilgi duyduğun konularda ilk elden bilgi sahibi olabilmek için, küreselleşen dünyada yenilik ve gelişmeleri yakından takip edebilmek için İngilizce şart. Altyazı mahkûmu olmadan, sinemada hiçbir kareyi kaçırmadan seyredeyim diyorsan İngilizce bilmen gerekiyor.

Mecliste İngilizceyi iyi konuşan kaç kişi vardır sence? Bir elin parmaklarını geçmez. Peki, İngilizce bilen bir milletvekilinin çalışma alanının ne kadar genişleyeceğini düşünebiliyor musun? Veya ileride bir gazetede yazı yazmaya başladığını düşün. Sadece Türk kaynaklardan beslenen bir gazeteciyle, bütün yabancı basını takip edebilen bir gazeteci arasında ne kadar büyük bir fark olacağını sen düşün.

Biraz cesaret!

Özetle, eğer netleşmemiş hedeflerle yola çıkarsan nereye gideceğini bilmeden bir süre yol alır, sonra da kaybolursun. Seni içten içe heyecanlandıracak bir öğrenme sebebi bulmak zorundasın. Hedefine ulaştığını düşündüğünde gözbebeklerin hafifçe büyüyor, kalp atışların hızlanıyor ve dudaklarına bir gülümseme yayılıyorsa tebrikler. Sen bu işi halletmişsin demektir. Çok yorgun olan bir insanın, akşam eve gidip yatağına uzandığında hissedeceği konforu düşünerek mutlu olması gibi durum yani…

Yabancı dil çoğu zaman bir amaç değil, hedefe taşıyan çok önemli bir araçtır. Bu yüzden geleceğe yönelik hedefinin netleşmiş olması acayip önemli.

Dili önemsemen güzel ama dil öğrenme işini biraz hafife alman lazım. Hafife almak demek, sürekli nasıl öğreneceğini araştırıp kaygıyla beklemeye bir son vermek ve cesaretle ilk adımı atmak demektir.

Makaleyi Paylaş:
Anlıyorum Ama Konuşamıyorum, e-Beveyn Olmak, Şimdi Gözlerini Açabilirsin kitaplarının yazarı.

Bunları Gördüğüz mü?