İzleyerek İngilizce Öğrenmek İçin 12 Sebep

İzleyerek İngilizce Öğrenmek İçin 12 Sebep

Bugüne kadar izlediğiniz videoların sayısını düşününce, aslında günlük hayatımızın ne kadar içinde olduklarının farkına varabilirsiniz. Bu sebeple de videolar, sayısız dil öğrenme yönteminin arasına kendisini sokmuş bulunmakta.

Yapılan birçok bilimsel araştırma videoların en etkili dil öğrenim tekniği olduğunu ispatlıyor aslında. Bunun yanında da videoların esnekliği, çok amaçlı oluşu ve erişilebilirliği de birçoğumuz tarafından bilinen bir gerçek. 

Ama bilimsel araştırmalar her zaman çok ikna edici olmuyor. O yüzden, video izleyerek İngilizce öğrenme konusunda sırf ikna olasınız diye size 12 madde sıralayacağız. 

1. Çalışma kağıtları, cümle şemaları artık tarih yolmaya yüz tuttu
Dijital dünya, dili hack’lemenin birçok yolunu sunuyor bize. Ama doğru kullanırsanız şayet, size, dilin gerçek kullanımıyla ilgili bilgi vermede tek yol haline gelebilir. 
Şimdi, bundan 20 sene öncesine gidin. İngilizce TV şovlarının ya da filmlerin iyi bir kaydını aradığınızı düşünün. ZULÜM! Ama bugüne gelin! O native speaker'lara (İngilizce’yi anadil olarak konuşanlara) ulaşmak, internette bulacağınız videolar ile ne kadar kolay hale geldi değil mi?

2. Vereceğiniz cevaptan çok karşınızdakinin ne söylediğine odaklanırsınız
Birini dinlerken, daha cümlesi bitmeden vereceğiniz cevabı düşünüyorsanız, bırakın İngilizce’yi, hiçbir dilde iyi bir dinleyici olamazsınız. Gerçek şu ki öğrenmeye dinlemekle başlar. Yani, dilde bir gelişme kaydetmek istiyorsanız,İngilizceyi ana dili olarak konuşanları izleyip inceleyerek dili nasıl kullandıklarını gözlemeniz lazım. 
Ayrıca İngilizce konuşulan bir videoyu izlemek, size onu pür dikkat dinleyebilme lüksü tanır. Yani demek istediğim, tam anlayamadığınız, anladığınızdan şüphe duyduğunuz bir yapı ya da kullanım varsa durdurup tekrar dinleyebilirsiniz. 

3. Ezberiniz değil, yeteneğiniz gelişir
İngilizce öğrenmek ezber değil yetenek işidir ve bu da geliştirilebilir. Daha da pekiştirmek için hemen bir örnek verelim:
Araba kullanmayı öğreniyorsunuz diyelim. İlk olarak araçtaki parçaların isimlerini mi öğrenirsiniz? Hayır. Araba kullanmanın neye benzediğini biraz görmüş olmak için babamızı, abimizi veya bizden büyük bir yakınımızı, hatta dolmuş şoförünü bile gözlemleriz. Bunu da yapamıyorsak bir iki araba kullanma videosu izleyerek bu açığı kapatmaya çalışırız. İngilizce de buna benzer. Kuralları, kaideleri önemlidir ama birkaç sitcom ya da gece haberleri izlemek; fiilleri çekimleyen tablolardan ve cümle şemalarından daha faydalı bir dilbilimsel destektir. 

4. Çocuklar gibi dil öğrenirsiniz
Gerçek hayat diline yeterince maruz kaldığınızda beyniniz artık bir değişim gerektiğini anlar. Doğru kaynaklarla (birçok video ve ses dosyasıyla) beyninizi esnemeye teşvik edebilir, beyninize çocukluğunuzda ki gibi yeni bir dil öğrenme eğilimi verebilirsiniz. Kendinizi sürekli İngilizce’ye maruz bırakmak, yavaş yavaş size yeni sesleri de öğretir ve sonunda bu sesleri duyma ve anlama yeteneğinizi artırmakla kalmazsınız, aynı zamanda yeni öğrendiğiniz sesleri de çıkarabilirsiniz. 

5. Native speaker gibi konuşabilirsiniz
Evet! Nörodilbilimciler (beynin dille uğraşan kısmıyla uğraşanlar), bize önceki inanılanların aksine, çocukluktan sonra da bir dilin native speaker gibi konuşulabileceği müjdesini verdiler. En iyi şartlarda, bazı öğrenciler, beyinlerini ikinci dillerinde bir native speaker gibi kullanmayı başardılar. Genel yargı; maruz kalmanın dili native speaker gibi kullanma konusunda en iyi şansı verdiği doğrultusunda. Ha, siz hemen yarın yurt dışına çıkamıyor musunuz? O zaman kendi yurtdışı ortamınızı videolarla oluşturun.

6. Neyi nerede kullanacağınızı öğrenirsiniz
Günümüzde kültür yaymanın en iyi yollarından ikisi de televizyon ve filmlerdir. İngilizlerin her gün izlediği programları izlemek size sadece dili nasıl kullandıklarını gözlemlemenizi sağlamaz, aynı zamanda insanları etkileyen kültürel değerleri de görmenize olanak sağlar. Mesela bir Amerikan filmi izliyorsunuz ve zenci bir kardeşimiz “buddy”lerinin (kankalarının) yanına gidip dedi ki: “wassup guys!” bu duruma şahit olduktan sonra; “hmm… Bu adam bu kalıbı kankalarına selam verirken kullandı. Demek ki biz bunu resmi veya kibar olan bir diyalogda kullanmayacağız” gibi düşüncelere sahip olabiliriz. Yani o kullanımla ilgili kafamızın bir köşesine bir not almış oluruz.

7. Yabancıları daha kolay anlayabilirisiniz
Daha önce herhangi bir native speaker ile herhangi sözel bir diyaloga girmediyseniz, girdiğinizde karşılaşabileceğiniz bir sürpriz var: native speakerlar sizin telaffuza dikkat ettiğiniz kadar dikkat etmez ve hızlı konuşurlar. Bu hız, eğer buna hazır değilseniz sizin şevkinizi kırabilir. Bunun da önüne geçmek için izlediğiniz İngilizce videoları yine İngilizce altyazılarıyla beraber izlemektir. Böylece izlerken not aldığınız kelimelerin ağızdan nasıl çıktığını da öğrenirsiniz.

8. Argo ve kısaltmaları öğrenirsiniz
Hız ve netlik önemlidir, tamam da native speakerların kullandığı kelimeleri ve ifadeler de o denli önemlidir. Yani demek istiyorum ki, insanların sokakta konuştukları dil, bölgeden bölgeye, yaştan yaşa çok çeşitlilik gösteriyor ama bunların İngilizce öğrenenlere pek öğretilmemesi, dil öğrenirken büyük boşluk oluşturuyor. İngilizce’nin native speakerlar tarafından konuşulduğu videolar bu gibi argo, kısaltma ve bölgesel sözcükleri öğrenmemizde önemli rol oynuyor. 

9. Videoları, günlük hayatınıza gramer kitaplarından daha kolay sokarsınız
İngilizce öğrenme sürecinizde worksheetlerin (çalışma kağıtlarının) başında veya ders esnasında uyuyup kalabilirisiniz. Bunun sebebi aslında hayatınızda bunun gibi şeylere ayıracak vaktinizin olmamasıdır. Ama videolarla bunu daha pratik hale getirebilirsiniz. Nasıl mı? Neredeyse hepimiz günde bir sürü video izliyoruz. Gerek eve dönerken, gerek haber akışımızı yenilerken, gerekse hususi YouTube girip izliyoruz. İşte bu zamanlar hep bu videoları eğitici, İngilizce videolarla değiştirip daha değerli hale getirebileceğiniz zamanlardır. 

10. Video oyunlarıyla da dil öğrenebilirsiniz
Video oyunları sizi içindeki dünyaya dalmanızı sağlayıp problemleri çözmenize teşvik ederek sanki dil öğretmek için üretilmiş gibi bir havaya sahipler. Ve çocuklara İngilizce’yi öğretmek için oluşturulan oyunlarla da bu havanın hakkını veriyorlar.

11. Her gün bir dile gidemeyebilirsiniz ama her gün bir dili getirebilirsiniz
Her şeyi bırakıp, okyanusun öte bir tarafına taşınmak üstesinden gelinemeyecek durumdur. Bu yüzden biz de ne yapacağız? O deniz ötesindeki yeri videolarla kendimize getireceğiz. Arkada sürekli İngilizce haberlerin dinlenmesi veya günlük İngilizce’nin konuşulduğu videoların oynaması da evimizden ayrılmadan beyninizin sürekli İngilizce’yle olmasına yardım eder. 

12. Hayal edemeyeceğiniz kadar videoya sahip web-sitesi var
İngilizce’nin sanal alemdeki varlığı ve videoların internette fütursuca yayılması (mesela 2014 verilerine göre YouTube’da 6 milyar saatlik video olması), İngilizce öğrenmeye çalışanlara, eğitici videolar sayesinde yepyeni kapılar açmıştır. 

 

Makaleyi Paylaş:
Anlıyorum Ama Konuşamıyorum, e-Beveyn Olmak, Şimdi Gözlerini Açabilirsin kitaplarının yazarı.

Bunları Gördüğüz mü?

Yorumlar