İngilizce Düşünüyorum, Öyleyse Varım

İngilizce Düşünüyorum, Öyleyse Varım

İngilizce düşünmek çok derin bir konu. Faydaları saymakla bitmez. İngilizce düşünmek bir durumdur. Yani hadi düşüneyim deyince olmaz.

Aslında şimdi ensene bir tokat patlatsam senin İngilizce düşünüp düşünmediğini anlayabilirim.

Şöyle ki; eğer tokadı yediğin anda, “Ah anam, yandım!” falan dersen İngilizce düşünmüyorsun demektir. Ama “Ouch!” dersen olayı bitirmişsin demektir.

Aslında komik gibi duruyor ama durumu en güzel özetleyen durum bu. Ama biz tabi biraz daha detaylı konuşacağız. Dil öğrenme olayı kaç şekilde gerçekleşir, önce bu sorunun cevabını bulalım. Üç şekilde gerçekleşir. Birincisi ana dil olarak öğrenirsin, ikincisi ikinci dil olarak öğrenirsin, üçüncüsü de yabancı dil olarak öğrenirsin.

Peki, ikinci dille, yabancı dil arasındaki fark nedir?

Hemen söylüyorum. Mesela Los Angeles’ta İspanyol bir ailenin çocuğu için İngilizce ikinci dildir. Çünkü yaşadığı ülkede İngilizce anadil olarak konuşuluyor zaten. Yani sokağa çıktığında bir sürü İngilizce konuşan adam var. Onun için ikinci dil oluyor İngilizce. Ama benim için yabancı dil. Hem de çok yabancı.

Düşün düşün zordur işin!

Peki, öğrendiği dil kendisine yabancı olan bir kişi için, yani sen için acaba İngilizce düşünebilmek mümkün müdür? Bunun üzerinde düşünelim.

Dilbilimciler de genelde benceyle başlayan cümleler kurmuşlar bu konuyla ilgili ve tam bir anlaşma sağlayamamışlar. Ama birçoğu mümkün olmadığını söylemiş. Ben de pek mümkün olmayacağını düşünüyorum. Ama asıl problem bu değil. İngilizce düşünmek ve İngilizce rüya görmek eğitmenlerin belki de en sık kullandıkları cümlelerdendir ama tam olarak ne anlama geldiğini bilmiyoruz.

Şimdi sana kendi hayatımdan bir örnek vereceğim.

Üniversite ikinci sınıfta Amerika’ya gitmiştim. Dört ay kaldım. Üçüncü ayın içinde orada birkaç kişiyle birlikte film kiralayıp seyrettik. Filmin adı da “Dead Man Walking”di. Güzel filmdir. Neyse, film bittikten sonra gittim yattım. Filmin içindeki sahneleri falan düşünüyorum. O anda aklıma bir şey geldi ve acayip heyecanlandım.  Beni heyecanlandıran şey, seyrettiğim filmin İngilizce olması, altyazının olmaması ve benim filmi seyrederken bunu fark etmememdi.

Ne demek bu? Bir buçuk saat boyunca film seyretmişim ve sanki Türkçe seyrediyormuşum gibi hissetmişim. Bu inanılmaz bir şey. Şu anda altyazısız bir film seyrettiğimde bile sürekli aklım cümlelerde, kalıplarda, bilmediğim kelimelerde falan oluyor.

Bu zihinsel bir durum… Orada bilmediğim kelimeler veya cümleler geçmiş olsa bile bir şekilde beynim bağlantıyı kurup genel olarak filmi anlamamı sağlamış. Ama o anda benim bilmediğim kelimelere takılmamış olmam, tam olarak İngilizce düşündüğümü gösteriyor.

Düşenceyi bırak, eyleme geç!

Öyleyse, İngilizce düşünebilmek için, İngilizce'yi çok düşünmen gerekiyor.

Ama şunu da sakın unutma! Düşünerek İngilizce öğrenilmez.

Bu yüzden artık, "İngilizce öğrenmeyi düşünüyorum," demeyi bırakıp, İngilizce düşünmeye başla!

Makaleyi Paylaş:
Anlıyorum Ama Konuşamıyorum, e-Beveyn Olmak, Şimdi Gözlerini Açabilirsin kitaplarının yazarı.

Bunları Gördüğüz mü?