Gramerim Süper Ama Konuşamıyorum!

Gramerim Süper Ama Konuşamıyorum!

Gramer bilgisi çok iyi olan bir insan, ancak suni bir ortamda yavaş bir şekilde konuşurken başarı sağlayabilir. Ancak doğal ortamında ani bir şekilde gelişen diyaloglarda gramer bilgileri hiçbir işe yaramaz. Sağlıklı bir şekilde dil öğrenen kişi konuşurken manaya odaklanır, gramer kuralları da bilinçaltından gelerek cümlelere yerleşir. Ama konuşurken gramere odaklanan bir kişi asla başarılı bir şekilde konuşamaz. Gramer kurallarının bilinçsiz bir şekilde öğrenilmesi de bol bol dinlemeye ve okumaya bağlıdır.

Bilinçaltını harekete geçir!

Asıl mesele dili kullanırken gramer kurallarını bilinçaltından getirebilmektir. İngilizce bir roman okuduğunu hayal et şimdi. Eğer okuduğun konu sizi çok sararsa neler olup bittiğini anlamak için manaya odaklanırsın. Yani gramer kurallarını, yapıları falan unutursun. Senin için artık birinci amaç hikâyeyi anlamak olur. Sen dil öğrendiğini unutup katilin kim olduğunu anlamaya çalışırken bilinçsiz öğrenme gerçekleşir.

Şu gramer sevdasından vazgeç artık!

Okuduğun kitabın veya dinlediğin şeyin seviyesini ayarladığın müddetçe ne kadar İngilizce bildiğinin bir önemi yok yani. Eğer bu anlattıklarımdan ikna olur ve hala her akşam gramer kitaplarını açıp alıştırma yapmaya devam edersen çok büyük bir hata yaparsın. Bunu yapmak yerine yatağa uzanıp İngilizce kitap okumak veya televizyonda İngilizce yayın yapan bir kanalı açıp gözlerini kapatıp uzanmak çok daha faydalı bir faaliyettir. Özellikle büyük şehirlerde insanlar trafikte çok fazla zaman harcıyor. Eğer trafikte beklerken İngilizce bir şey dinlemiyorsan ve bir de üstüne İngilizce öğrenemediğinden yakınıyorsan sana diyecek hiçbir şeyim yok.

Şimdi geçmişi düşünüp ah vah etmek yerine hemen bugün gidip seviyene uygun CD’si olan birkaç tane hikâye al ve okuyup, dinlemeye başla. Bir kitap için iki hafta ayırsan bile olur. Her gün düzenli olarak kitabı oku, dışarıda olduğun saatlerde de okuduğun kitabı dinle. Kesinlikle gramer yapıları üzerinde durma. Sadece bilmediğin kelimelere odaklan ve hikâyeyi anlamaya çalış. Onuncu kitabı bitirdiğinde farkında olmadan ne kadar büyük bir mesafe almış olduğunu fark edeceksin.

Evde spor yaparken, uzanırken mutlaka İngilizce bir şeyler çalsın bir taraftan. Eğer yorgunsan anlamak için falan da uğraşma. Sadece dinle. Sen o anda hiçbir şey olmuyor zannederken, beynin faaliyetlerini bir görsen şaşkınlıktan küçük dilini yutardın.  İnan bana, yaşadığın her saniye kaydedilecektir ve bilinçaltında biriken veriler en ihtiyaç duyduğun anda ortaya çıkarak seni şaşırtacaktır.

Et-tekrarü vel ahsen, velevkanu yüzseksen

Yabancı dil öğrenirken de bizim için en güzel referans noktası anadilimizdir. Bilinçaltını kullanarak öğrenmek için de en güzel örnek. Mesela bardak kelimesini nasıl öğrendin?

Ben söyleyeyim. Bebekken kim bilir kaç kere sofrada babanla annen arasında, içinde bardak geçen cümleye şahit olmuşsundur. Ve belki binlerce kez duyduktan sonra bu kelimeyi telaffuz etmişsindir. Tabi ilk söylediğinde tam olarak telaffuz edemezsin ama zamanla düzelir. İşte aynı şey İngilizce için de geçerli. İlla birisinin sana bardağı gösterip, “This is a glass,” demesi gerekmiyor öğrenmen için. Bir film seyrederken elli kere bu kelimeyi duysan ve sonra bu kelimenin bardak olduğundan emin olsan öğrenme gerçekleşmiş demektir. Öğretmenin sınıfta defterine kelimeyi Türkçesiyle birlikte yazdırmasına öğrenmek demiyoruz. O sadece karşılaşmak.

Yetişkin bebek doğurmak!

Sınavlarda sadece bir kez karşılaştığımız kelimeleri soruyorlar sana çünkü sizden yetişkin bir bebek doğurmanızı bekliyorlar. İyi valla, yazdır kelimeleri deftere, bir hafta sonra sor. O zaman niye sınıfa giriyorsunuz kardeşim? Bir kâğıda yazın kelimeleri, gönderin evlere, sonra okula çağırıp sınav yapın. Niye yoruyorsunuz milleti? Herkesin evinde sözlük var sonuçta. Sen öğretmek adına farklı bir şeyler yapmıyorsan nasıl öğretmen olabilirsin?

Makaleyi Paylaş:
Anlıyorum Ama Konuşamıyorum, e-Beveyn Olmak, Şimdi Gözlerini Açabilirsin kitaplarının yazarı.

Bunları Gördüğüz mü?

Yorumlar