Gramer Şişmanladıkça, Konuşma Zayıflar

Gramer Şişmanladıkça, Konuşma Zayıflar

Normal hayatta birisine anadilinde soru sorarken hangi zamanı kullanayım falan diye düşünüyor musun?

Elbette hayır. Zaten bu yüzden takılmadan konuşuyorsun.

Türkçeyi edindiğin için hangi yapıyı kullanman gerektiğini bilinçaltın söylüyor, sen sadece hangi mesajı iletmen gerektiğin üzerine yoğunlaşıyorsun. Ama klasik yabancı dil eğitim sisteminden geçen herkes konuşurken sadece ve sadece gramer ve yapıları düşünüyor. Bu yüzden de konuşamıyor. Zaten konuşabilse olay olur. Gramere ne kadar odaklanırsan, mana da o kadar zayıflar. Böylece söylediğin cümleler akıcılığını kaybeder.

Bir yaşındaki çocuktan Can Yücel şiiri dinlemek!

Gramer öğrenmek amaç olmazsa elbette işe yarar. Dili edinen bir kişi eğer bir yandan da gramer kurallarını öğreniyorsa konuşurken daha düzgün ve hatasız konuşabilir. Ama edinimden uzak bir sistemle dil öğrenen kişi ne kadar gramer kuralı bilirse bilsin konuşamaz. Hatta bazı öğretmenlerin yaptıkları büyük hatalar yüzünden İngilizce öğrenmekten vazgeçer ve kesinlikle dil öğrenemeyeceğine ikna olur.

Daha önce bahsettiğimiz doğal edinim sırasını göz ardı edersen öğrenciden belki aylarca sonra yapabileceği bazı şeyleri yapmasını istersin ve başarısızlıkla sonuçlanan her girişim dil öğrenen kişinin cesaretini kırar. Bir yaşındaki bir bebeğin şiir okumasını istemekle, altı ay kursa giden bir kişiden çok güzel İngilizce konuşmasını beklemek aynı şeydir aslında.

Vakti gelmeden bazı gramer kurallarının konuşma esnasında kullanılmasını istemek, bile bile kötülük yapmaktır. Ve maalesef bu kötülük ülkenin her yanında yapılıyor şu anda. Ve öğrencilerin “öğrendiklerini” zannettiği gramer kurallarını zorlamayla oluşturulan yapay ortamlarda kullanmaya çalışmaları ileride telafisi mümkün olmayan zararlar veriyor.

Konuşma sırasında bir gramer kuralının kullanılabilmesi için, o kuralın bilinçaltında edinilmiş olması lazımdır. Bunun için de grameri bilinçli olarak öğrenmeye çalışmayı bırakıp bol bol okuyup, dinleyeceksin. Amacın sadece o esnada okuduğun veya dinlediğin şeyi anlamak olmalı.

Aşağıdaki metinde Simple Past ile kurulmuş cümleleri falan filan...

Kafanda olayı daha da somutlaştırmak adına bir örnek vereyim. Mesela bir film seyrediyorsun. Filmin başrolünde de Tim adında bir adam var. Bu adam markete giriyor ve o sırada bir soygun gerçekleşiyor. Bu da bir şekilde marketten kaçıyor. Ertesi gün de bir arkadaşıyla buluşuyor ve olayı anlatıyor. Eğer sen Tim’in anlattığı olayın bir önceki gerçekleşen soygun hadisesi olduğunu anlıyorsan hedefine ulaştın demektir. Bu arada bilinçaltında yavaş yavaş Simple Past Tense’in kuralları da yerleşmeye başlar. Ama tam tersi olursa, yani öğretmen sınıfta Simple Past Tense’i anlatır ve arkasından filmin bu bölümünü açarak “Bu bölümde geçmiş zamanla ilgili olan cümleleri duymaya çalışın,” derse edinme pasif olur. Öğrenme aktifleşir.

Aynı şekilde bir kitap okurken “Seni bir daha hiç aramayacağım,” cümlesini okuyor ve anlıyorsan gelecek zamanla ilgili çalışma yapıyorsun demektir. Daha doğrusu bilinçaltın gelecek zamanla ilgili bilgileri ve kuralları kaydediyor demektir. İşte zamanları bu şekilde bilinçaltına geçirebilirsen İngilizce konuşabilirsin. Ama önce future tense çalışır arkasından da bir metin okur ve bu metnin içindeki gelecek zamanlı cümlelerin falan altını çizersen havanı alırsın.

Couldn't find server

Biz robot değiliz. Zihnimize bazı yazılımlar yükleyip daha sonra bu yazılımın bazı kabiliyetlerimizi harekete geçirmesini bekleyemeyiz.

Bir müfredatı değiştirmek ancak öğretmenlerin değişmesine bağlıdır. Bunun için de bir süreç gerekiyor. Ama sürecin hızlı olarak işleyebilmesi için senin gibi gençlerin bu konulara hâkim olması ve bazı şeylerin farkına varması gerekiyor.

Ben bu hatayı nasıl yaptım ya?

Okulda öğrencileri sürekli teste tabi tutan öğretmenlerin birçoğu maalesef ölçme değerlendirmeyle ilgili çok önemli bir konuyu atlıyorlar. Ve çoktan seçmeli testlerin üç şıkkına gramatik hata bulunan kelimeler veya cümleler, bir şıkka da doğru cevabı yerleştiriyorlar. Ve farkında olmadan öğrencilere büyük zarar veriyorlar.

Herhangi bir alıştırmada şıklara yerleştirilen cevapların sadece anlam olarak yanlış olması gerekir. Aksi halde gramer açısından hatalı kelime ve yapıları şıklara cömertçe serpiştirirsen ne olur, biliyor musun? Öğrenci doğru şıkkı bulana kadar bu yanlış bilgileri tek tek okur. Yani beynine bir doğru mesaj gönderirken, üç veya dört tane de yanlış mesaj gönderir.

Tabi bilinçaltının önemini bilmeyen öğretmenler “Ne var bunda? Sınav yapıyoruz işte.” demeye devam ederler. Ama her okunan yanlış şık, bilinçaltını zedeler ve daha sonraki yıllarda konuşurken yanlış cümleler kuran insanlar, “Allah Allah, nereden çıktı şimdi bu yapı?” diye kendilerine sorarlar. Bilmezler ki, kurdukları saçma sapan cümleler veya kullanılan yanlış kelimeler, okul sıralarında test çözerken bilinçaltına bir sülük gibi yapışan mesajlardan kaynaklanır.

Bırak ders çalışmayı da, otur film seyret biraz!

Eğer okul veya kurstaki testlerde yanlış şıklar yer alıyorsa, hiçbir şey yapmayıp, İngilizce film seyretseydin kesinlikle daha faydalı olurdu. Öğretmen o soruları yazıyor, çıktı alıyor, fotokopiye veriyor, kırk dakika siz beyninizi yoruyorsunuz, sonra öğretmen tek tek o sınavları okuyor ve ortaya çıkan sonuç. Zarar. Ne kadar dramatik değil mi?

Tabi test çözmenin başka zararları da var. İnsan yanlış kelime ve kalıpları göre göre artık alışmaya başlıyor ve bir süre sonra şıkların içindeki yanlış cevapları görünce “Allah Allah, bu bana yabancı gelmiyor,” deyip işaretliyor. Çünkü daha önce aldığı yanlış mesajları, bilinçaltında eleyemiyor.

Makaleyi Paylaş:
Anlıyorum Ama Konuşamıyorum, e-Beveyn Olmak, Şimdi Gözlerini Açabilirsin kitaplarının yazarı.

Bunları Gördüğüz mü?

Yorumlar