Filmlerle İngilizce Öğrenmek

Filmlerle İngilizce Öğrenmek

Dil öğrenmek temel olarak taklit etmeye dayanır. Yani bir insanın anadilini öğrenirken yaşadığı süreç anne babasını bol bol dinleyip, sonra taklit etmektir.

Yabancı dil öğrenirken de o zaman ilkönce doğru modelleri dinlememiz gerekiyor.

En doğru modellerde bildiğin gibi Hollywood’da…

Falan oldum yani!

Film seyretmek, yabancı dil öğrenme açısından bakıldığında kitap okumaktan farklıdır. En büyük avantajı sokakta konuşulan dili öğretiyor olmasıdır. Kitaplarda asla bulamayacağın kalıpları, deyimleri filmlerde öğrenebilirsin ancak.

Mesela kitapta cümle şöyle geçer, “The shoes were 5 dollars and I decided to buy it.” Ama aynı cümleyi bir filmde muhtemelen şöyle duyarsın, “The shoes were 5 bucks and I was, like Okay.”

Birincisinde, “Ayakkabı beş dolardı ve almaya karar verdim,” diyor adam. İkincisindeyse, “Ayakkabı beş papeldi, alayım falan oldum,”

Yani tanesi çok resmi bir dil, diğeri sokakta konuşulan, yaşayan dil. Nasılsınız ile ne haber arasındaki fark gibi.

Dur, bir örnek daha geldi aklıma. Kendi yaşadığım bir hadise. Bir filmde “We did New York,” cümlesini duymuş ve anlamamıştım. Sonradan bu cümlenin New York’u gördük demek olduğunu öğrendim. Bu bilgiyi hiçbir kitaptan öğrenemezsin. Mümkün değil.

İmdat!

Bir de şu var tabi. Sadece kitaptan veya dil öğretme amaçlı kaynaklardan çalışan insanlar, kelimeleri doğru telaffuz etseler bile konuşmaları kulağına havaalanı anonsu gibi gelir. Düz, sıradan, kişiliksiz ve ruhsuz. Çünkü kurdukları cümleleri satır aralarından çalmışlardır.

İngilizcedeki “Help” kelimesi aynı zamanda “İmdat” demektir mesela. Bu kelimeyi sözlükten öğrenirsen sadece düz bir kelime öğrenmiş olursun. Ama çok baba bir filmde denize düşen bir adamın “Help!” diye bağırdığını seyredersen ve kelimeyi orada öğrenirsen, kelimeyi ruhuyla öğrenmiş olursun.

Mesela kitap okurken telaffuz çalışması yapamazsın. Ama filmde hem kelime, cümle öğrenirsin, hem de nasıl söylendiklerini. Bir de filmler İngilizce öğretmek amaçlı yapılmadığı için saçma sapan kalıplarla veya diyaloglarla seni sıkmazlar.

Kasap bey!

Hiç unutmuyorum. Bir Amerikalıya Türkçe ders verecektim. Piyasadaki Türkçe öğreten kitapları araştırdım. Kitabın bir tanesinde şöyle bir diyalog geçiyordu; “Kasap Bey, bir kilo et verir misiniz lütfen?”

Tabi film seyretmenin, kitap okumak yanında bazı dezavantajları da var. Mesela kitap okurken bir kelimeyi anlamazsan, açıp sözlükten bakarsın. Ama film seyrederken böyle bir şansın yok. Hatta birçok kelimenin ne olduğunu bile anlamayabilirsin.

Daha önce de defalarca dediğim gibi, yabancı dil öğrenimi tek bir yöntem üzerinden gidemez. Filmlerde duyduğun kelimeleri anlayabilmen için, çok kelime bilmen lazım. Çok kelime bilmek için de mutlaka düzenli olarak kitap okumalısın. Ama sadece kitap okuyayım veya sadece film seyredeyim dersen mutlaka bir şeyler eksik kalır.

Tekrar söylüyorum! İngilizce'yi hayatının içine al.

İnan sonrası çok kolay olacak!

 

Makaleyi Paylaş:
Anlıyorum Ama Konuşamıyorum, e-Beveyn Olmak, Şimdi Gözlerini Açabilirsin kitaplarının yazarı.

Bunları Gördüğüz mü?

Yorumlar