En Büyük Derdimiz İngilizce Konuşmak

En Büyük Derdimiz İngilizce Konuşmak

Çok yaygın olarak yanlış bilinen bir gerçek var. Bir yabancı dili öğrenmenin en iyi yolu o dili konuşmaktır.

Birçok öğretmen söyler. Çünkü birçok öğretmen sizi mümkün olan en kısa zamanda konuşturmak isterler. Bu yüzden sınıfta genelde suskun kalıp sizi konuşturmaya çalışırlar. Ancak şunu unutmamak gerekir ki konuşmanın temeli taklittir. Yani ana dilini konuşurken kendi gramer yapını veya kelimelerini kullanmazsın. Etraftan duyduğunu kalıplarla ve kelimelerle konuşursun.

Öyleyse hedef dilde akıcı bir şekilde konuşabilmek için yapmamız gereken şey etrafımızda bu dili konuşan insanları dinlemek ve taklit etmeye çalışmaktır.

Eğer sürekli dinlersen düşüncelerini ifade etmek için kullanabileceğin yeni kalıplar ve kelimeler öğrenebilirsin. Sonuç olarak da hedef dilde cümle kurmak senin için giderek daha kolaylaşır.

Ancak konuşma üzerinde fazla durulduğu zaman insanlar dinleme kısmını atlayıp sürekli cümle kurmaya çalışıyorlar.

Bu durumda da zaten kısıtlı olan kelime bilginle ve yapılarla sıkışıp kalıyorsun. Konuşamıyorum diye yakınmaya başlıyorsun.

On düşün, bir söyle

Konuşmak elbette yararlıdır. Ama insan henüz dil öğrenme sürecinin başındayken konuşarak kelime öğrenemez veya yapıları kavrayamaz. Konuşarak ancak zaten zihnine giriş yapmış olan bilgileri işlemiş olursun ve konuşurken bu bilgileri daha hızlı kullanabilme kabiliyetini elde edersin. Ayrıca hedef dilde konuşabiliyor olmak, insanı yabancı dili öğrenmek için en çok motive eden unsurdur.

Mesela eğer cümleye nasıl başlayacağını bilmiyorsan, düşününce bile cümlenin girişi bir türlü aklına gelmiyorsa, eğer konuşurken bir kelimeyi bilmediğin için cümlen yarıda kesiliyor ve konuşmaya devam edemiyorsan, eğer bazı kelimeleri nasıl telaffuz edeceğini bilmediğin için garip sesler çıkarıyorsan, bir sürü yanlış yapıyor ve bunların farkına varamıyorsan kesinlikle yabancı dil öğrenme sürecinde bilgi girişini ihmal etmişsin demektir.

İnsanlar hep aşırı uçlarda gezdiği için şimdi de dil kurslarında bilgi girişi kısmını iyice ihmal etmiş durumdalar.

İletişimsel metot sanki sınıfta konuşması gereken kişi hep öğrenciymiş gibi algılanıyor. Hoca daha hiçbir bilgi vermeden, kendisi konuşmadan, “Haydi konuşun bakalım, bu iş konuşarak öğrenilir,” gibi enteresan bir giriş yapıyor.

Öğrenciler de yanlış yapa yapa doğruya ulaşacaklarını zannederken, bir de bakıyorlar ki öğrendikleri dil daha çok Tarzancaya benzemiş. Çünkü önlerinde iyi bir model yok. Ayrıca yabancı dilde bir şey dinlemiyorlar, okumuyorlar, seyretmiyorlar. Tek yaptıkları şey kursa gidip yarım yamalak cümleler kurup diyaloglarda yer almak.

Ve sonuç hüsran…

Yanlış yapa yapa doğru bulunur mu?

Bu arada hiç konuşmamaktansa, yarım yamalak konuşmak daha iyi değil mi diye düşünebilirsiniz. Daha iyi tabi, ama daha iyisiyle kıyaslamak varken, niye hep daha kötü örneklerle kıyaslıyorsun? 

Normalde bir İngilizce sınıfında eğer öğrenci konuşmazsa, öğretmen genelde bu öğrencinin utangaç olduğunu var sayar ve çocuğun konuşması için zorlamaya başlar. Çoğu zaman veliler de, “Bizim çocuk utangaç hocam, derse katılımı için lütfen çocuğumu zorlayın,” falan derler. Netice olarak hoca çocuğa, “Oğlum konuş, yanlış yapabilirsin, yeter ki konuş,” der.

Hâlbuki tekrarlanan yanlışlar kısa zamanda çok tehlikeli bir hal alabilir. Birçok kişi konuşma akıcılığının, doğru konuşmaktan daha önemli olduğunu söylüyor.

Kartpostal satan kişiye kimse bakıp da yanlış cümle kuruyor falan demez. Ama akıcılığın sağlanması kadar, doğru konuşmanın sağlanması da çok önemli…

Eğer doğru konuşmaya dikkat etmezsen, akıcı konuşmaya başlarsın ama kendine has özellikleri olan bir dili konuşmaya başlarsın. Daha doğrusu dili yanlış bir şekilde konuşma konusunda akıcılık kazanmış olursunuz.

Ay dont kınow

Yanlışları düzeltmek mümkün elbette ama çok zor… Know kelimesini Türkçe kınov diye okuyan bir kişi eğer 2 yıl boyunca bu şekilde okumaya devam ederse düzeltmesi çok zor olur. Ama birkaç kere yanlış okuduktan sonra düzeltmek elbette kolay olur. Yabancı dil öğrenirken hedef akıcı ve doğru konuşmak olmalıdır.

Bunu söylerken hiç hatasız konuşmayı kastetmiyorum. Adı üzerinde, yabancı bir dili konuşuyorsun. Benim kastetmeye çalıştığım her cümlede bir hata, her kelimede yanlış telaffuz şeklinde gelişen bir hatalı konuşma.

Bunu önlemenin en güzel yolu da üretim aşamasına geçmeden önce veri giriş sürecini en etkin biçimde yaşamaktır. Yani yeterince dinleme ve okuma yapmadan konuşmaya çalışmak çok kolay değildir. Eğer kendini zorlarsan bu sefer yanlış alışkanlıklar edinirsin ve işler daha da zorlaşır.

Bir kere İngilizce öğrenmeye yeni başlayan bir kimse hata yapabilir ama hata yapmaya bağımlı değildir. Elbette hatasız konuşmak mümkün değil ama başlangıç seviyesinde bile olsan çok az hatayla konuşabilirsin. Buradaki asıl mesele girdi ve çıktıdır.

Eğer doğru örnekleri izlersen, kitaplarda okuduğun veya hedef dili anadili olarak konuşan kimselerden duyduğun cümlelerle konuşursan, çok az hata yaparsın. 

 

Makaleyi Paylaş:
Anlıyorum Ama Konuşamıyorum, e-Beveyn Olmak, Şimdi Gözlerini Açabilirsin kitaplarının yazarı.

Bunları Gördüğüz mü?

Yorumlar