Anahtar Bilincin Altında

Anahtar Bilincin Altında

Biz farkında değiliz ama bilincimizin farkına varmadığı olaylar, sesler, resimler sürekli beynimize kaydediliyor. Mesela gözde bilimsel olarak “fovea hareketleri” olarak adlandırılan hareketler bulunuyor. Bu hareketler sayesinde gözümüz devamlı çevremizi tarıyor ve aldığı bilgileri bilinçaltına gönderiyor. Bizler bilinçaltımıza kaydedilen bu verilerin çok az kısmından haberdarız belki ama senin de dediğin gibi herhangi bir konuda karar verirken bizi yönlendiren en önemli bilgiler de buradan geliyor.

Kola içtiren yöntem İngilizce de konuşturabilir!

Peki, bilinçaltı reklam diye bir şey duydun mu? James Vicary isminde bir adam var. Bu adam 1957 yılında sinema ekranında çok hızlı bir şekilde görünen mesajların insanların alışveriş yaparken tercihlerini etkilediğini bilimsel olarak ispatladı. Dünyada “bilinçaltı reklam ” kavramını ilk kez kullanan kişi de budur. İşte bu adam araştırmasını bilimsel verilerle desteklemek için takistoskop adı verilen cihazla filmlerin arasına “Coca Cola İç” “Patlamış Mısır Ye” mesajları yerleştirdi. Bu mesajlar saniyenin üç binde biri kadar kısa bir sürede görünüyordu ve her 5 saniyede bir tekrarlanıyordu. Ve bu uygulamadan sonra New Jersey’deki Cola satışları arttı.

En iyisi bilinçsiz öğrenmek

Bu araştırmadan sonra “bilinçaltı reklam” yöntemi filmlerde, reklamlarda, dergilerde kullanılmaya başlandı. Neyse, biz konumuza dönelim. Özellikle reklam sektöründe sıkça kullanılan bu taktik İngilizce öğrenirken de çok işimize yarıyor elbette. Neden? Çünkü yabancı dil öğrenmenin en etkili yolu, dile maruz kalmaktır. Araba sürerken, bulaşık yıkarken ve hatta uyurken bile İngilizceye maruz kalmak, yani bir şekilde dinlemek bilinçaltımızı besleyen bir süreçtir ve dil öğreniminde çok büyük önem arz eder. Bu öğrenme eylemi yukarıda da açıklamaya çalıştığım gibi “bilinçsiz öğrenme” olarak adlandırılır ve ne öğrendiğini anlamazsın.

Dilime bu şarkı nereden takıldı ya?

Çoğumuzun başına gelmiştir. Bir alışveriş merkezinde dolaşırken dilimize bir şarkı takılır ve bir süre sonra alışveriş merkezinde de aynı şarkının çaldığını fark eder ve tesadüf sanarak hayret ederiz.

Muhtemelen senin de tesadüf zannettiğin bu durum aslında bir tesadüf değildir. Alışveriş merkezinde çalan müziği kulağımız fark eder ve beyine mesajı iletir. Ve biz o şarkıyı söylemeye başlarız ama niye söylediğimizi asla bilmeyiz. Yani bilinçsiz bir uyarılma vardır. Bir süre sonra ancak fonda çalan müziği beyin ayırt eder ve biz bunu tesadüf zannederiz. Televizyon seyrederken veya film seyrederken de aynı durum yaşanır. Sen dinlediğin şeyi hiçbir şekilde duymadığını veya anlamadığını zannedersin ama beynin kayıt halindedir. Bu yüzden sakın “hiçbir şey anlamıyorum” diyerek vazgeçme.

Bardak boşken konuşamazsın!

Hiç anlamadan sürekli İngilizce televizyon izleyen bir kişi dil öğrenebilir mi? Evet öğrenebilir. Sana ilginç gelebilir ama çok ilginç değil aslında. Sadece kimse dillendirmediği için sana ilginç geliyor.

Çünkü konuşmanın ilk şartı dinlemektir. Sen İngilizce dinledikçe bardak dolar ve taştığı anda konuşmaya başlarsın. Yani aslında ağzınızdan dökülen ilk kelimeler bardaktan taşan damlalardır. Bardağın boşken konuşmaya çabalarsan boş yere enerji sarf etmiş olursun.

Gramer öğrenmeden bu iş nasıl olur diye düşünebilirsin. Türkiye’de okuyan birçok kimsenin yaşadığı bir dram aslında bu... Gramer kurallarını matematik çalışır gibi bilinçli olarak öğrenmeye çalışmak ve bol bol alıştırma yapmak. Ama bu sistemin hiçbir işe yaramadığını artık herkes net olarak gördü. Ama inatla aynı şeyleri yapmaya devam ediyorlar.

Makaleyi Paylaş:
Anlıyorum Ama Konuşamıyorum, e-Beveyn Olmak, Şimdi Gözlerini Açabilirsin kitaplarının yazarı.

Bunları Gördüğüz mü?

Yorumlar